Geçtiğimiz Cuma günü, teyzemin "haydi size bir yemek ısmarlayayım" teklifini kırmamamız üzerine anneannem ve büyükbabam da dahil olmak üzere dördümüz arabaya atlayıp Rumeli Sofrası'na gittik. Geçen sefer olduğu gibi -bu ikinci gidişimizdi- çok sıcak bir şekilde karşılandık. Restoranda masamıza kurulduktan sonra siparişlerimizi verdik: Aile büyükleri meşhur Edirne yaprak ciğerini ısmarlarken, ben tıpkı geçen seferki gibi satır et ısmarladım. Yemeğimiz hazır olurken ekmeklerimiz ve küçük bir tabak içinde minik acı biber turşuları, poy(özel bir çeşit baharat karışımı) ve salça sosumuz geldi ve ben geçen seferki gibi salça sosuna resmen balıklama atladım. Tahminimce salçanın içine poy ve azıcık yağ katılarak yapılıyor bu sos, fakat inanılmaz lezzetli; hele ki büyük bir açlıkla sipariş verdiğiniz yemeği bekliyorsanız, daha da lezzetli geliyor size. İkramda eli bol davranan restoran çalışanları, sos bittiği anda hemen tazeliyorlar ve siz bu doyumsuz lezzete non-stop devam ediyorsunuz.
Veee- o mutlu an! Yemeklerimiz geldi! Bu sefer, satır etimin sunumu daha süslüydü, bir de sosunu çok sevdiğimi bilen cici restoran çalışanları tabağımın dört bir yanına o nefis sostan kondurmuşlar. Satır etimi yedim yemesine, bir de tabii ki sevgili aile büyüklerimin yaprak ciğeri onlara fazla gelmesin diye(!) onlara da ciğerlerini bitirmelerinde yardımcı oldum :) Sonuç: Karnı satır et ve yaprak ciğerle tıkabasa doymuş mutlu bir insan... :)
Satır etin ne olduğuna gelince.. Bir parça et satırlar yardımıyla incecik kıyılıyor, kıyılan bu et büyük bir köfte halibne getirilip pişiriliyor. Yanında çeşitli garnitürlerle servis edilip midenizde bir karnaval oluşturmak üzere önünüze konuyor.
Yaprak ciğerin yapımı daha bir değişik: bütün halde dondurulan ciğer, dondurucudan çıkar çıkmaz kocaman bir bıçak yardımıyla incecik incecik dilimleniyor ve bu dilimler hiç bekletmeden kızgın yağa atılıp kızartılıyor. Ve sonra sıra geliyor Edirne yaprak ciğerinin yanında servis edilen kızarmış bibere.. Bildiğiniz biber kızartması değil bu; şöyle ki: Yazdan kurutulup hazır edilen kırmızı acı biberler -bu kurutulmuş biberleri restoran duvarında her daim kızartılmaya hazır şekilde görebilirsiniz- kızgın yağda kızartılıyor ve hemen kızarmış ciğerin yanında servis ediliyor. O kuru biberin kıtırlığı kızartılınca daha da artıyor ve yaprak ciğerin olmazsa olmazı haline geliyor. E tabii bu biberi yerken yanında ekmek tüketmek zorunda kalıyorsunuz, çünkü bu biberler kırmızılığının yanında acılığıyla da ünlü. Ama ağzınız ne kadar yanarsa yansın, bu biberler gerçekten yenmeye -ve yanmaya- değer.
Restoran sahipleri Edirneli oldukları için, yaprak ciğer işini iyi biliyorlar, hem de üstlerinde Trakya insanının ilgisi ve sıcakkanlılığı da var. Siz yemek yerken resmen bir şey eksik olmasın diye gözünüzün içine bakıyorlar, siz istediğiniz takdirde tatlı sohbetlerini de eksik etmiyorlar.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu kadar anlattın ama, nerde bu restoran? Taksim, Bakırköy ya da Kadıköy gibi bilindik ve merkezi bir yerde değil; Bayrampaşa'nın Yıldırım Mahallesi'nde cadde üzerinde bir restoran burası. Öyle iddialı bir restoran değil, ama temizliği ve çalışanlarının ilgisi açısından oldukça iyi bir puanı hakediyor bence. Evlere sipariş hizmeti de veren bu restoranın adresini ve telefon numarasını aşağıda bulabilirsiniz:
RUMELİ SOFRASI
Adres: Yıldırım Mah. Ali Fuat Başgil Cad. No: 52 Bayrampaşa-İSTANBUL
Tel: (212) 609 18 88
Afiyet olsun.. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder