26 Ekim 2009 Pazartesi

Gary Oldman ve Tim Roth'dan Bir Hamlet Yorumu: Rosencrantz and Guildenstern Are Dead




Gary Oldman ve Tim Roth aynı filmde yer alırsa, hele de bu film ustaca işlenmiş bir mizah anlayışına sahip bir komedi filmi olursa ne olur? Tabii ki "tadından yenmez" :) Bu filmi birkaç yıl önce duymuştum, Youtube'dan filmle ilgili birkaç video izlemiş ve bu filmi mutlaka görmem gerektiğine karar vermiştim. İzleme fırsatına ancak birkaç ay önce nail oldum. Yer yer biraz sıkılsam da, ilk izlenimimin doğru olduğunu anladım, film gerçekten de ustaca bir mizah örgüsüne sahip; Gary Oldman, Tim Roth ve Richard Dreyfuss'un oyunculukları her zamanki gibi izleyenlere parmak ısırtıyor.

Kahramanlarımız Rosencrantz ve Guildenstern'in aralarında geçen diyaloglar insanı kimi zaman kahkahalara boğarken kimi zaman da düşünmeye itiyor. Kahramanlarımızın adlarını sürekli karıştırmaları ise ayrı bir alem. Bu karışıklık ise tahminimce kahramanlarımızın Hamlet piyesi içindeki olayların hem içinde hem de dışında olmasından kaynaklanıyor. Filmde en sevdiğim bölümler ise Gary Oldman'ın canlandırdığı, Rosencrantz(veya Guildenstern de olabilir, ben de tam anlayamadım)'ın kendi kendine yaptığı, fakat bir türlü Guildenstern'e gösteremediği -ya da anlatamadığı- keşifler. Eğer başarabilseydi Newton'un Yerçekimi Yasası'nın, Wright kardeşlerin uçağının, buhar gücüyle çalışan kazan-karıştırıcının, rüzgar gülünün mucidi olabilirdi, ama Guildenstern'e gösterme hevesiyle keşiflerinin üstünde oynaması ve Guildenstern'in keşiflerine dikkat etmeksizin bu keşifleri mahvetmesi sonucu eli böğründe kalıyor Rosencrantz'ımızın.

Filmde beğendiğim bir diğer şey ise filmde yeralan tiyatro oyununun oynanış şekli. Shakespeare dönemindeki tiyatroların nasıl oynandığını bilmiyorum, ama o dönemdeki tiyatro oyunlarında bayan karakterleri genç erkeklerin oynadığı gerçeği atlanılmamış. Filmdeki tiyatro oyununun sahnelerinin gerçekleştirilme biçimi de yaratıcı. Örneğin, Ophelia'nın kendini dereye atıp boğması sahnesinde dere dekoru olarak karşılıklı iki oyuncunun tutup dalgalandırdığı ince bir mavi tül kullanılmış. Başta Ophelia'nın ayak bileği seviyesinde olan su/tül, gittikçe yükseliyor ve bir süre sonra Ophelia'nın boyunu aşacak seviyeye geliyor. Bu sırada Ophelia çırpınmaktadır, bir süre sonra da dibe çöküyor. Böylece sevgili Ophelia'mızın boğulduğunu anlıyoruz. Belki bunlar küçük ayrıntılar,fakat benim için oldukça göz okşayıcı ve de zekice ayrıntılar.

Sözlerimi bu filmi henüz izlememiş olanlara hitaben noktalıyorum: Eğer bir Hamlet hayranıysanız ve güzel zaman geçirmek için bir eğlencelik arıyorsanız bu filmi kaçırmayın derim. İzlemek ya da izlememek, işte bütün mesele bu... :)

Hiç yorum yok: